Turkish Afrikaans Arabic Chinese (Simplified) Chinese (Traditional) Czech Danish Dutch English French German Greek Hungarian Italian Japanese Norwegian Portuguese Russian Spanish
Yazdır
PDF

Bir Garip Enver Paşa Hikayesi :Öküzleri nereye bağladınız?

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 9
ZayıfEn iyi 

Fakıbeyli Köyü, anayollar üzerindedir. Doğu Adadolu ve Sivasa gitmek gerekiyor ise Fakıbeyliden  geçmeniz gerekir.Şimdi bölünmüş yollar var. Eski zamanlarda ise toprak yollar ve cumhuriyetin ilk yıllarında yapıldığını düşündüğümüz eski şoşe yada diğer adıyla papır vardı.

Fakıbeyli Köyü, Yozgat'a 10 KM.uzaklıktadır. Günümüzde Coşkunlar Petrolden başlar, Nora Mobilya, Yimpaş Tuğla Fabrikası, Yimpaş Otel, Yimpaş Camii, Yimpaş Botaniik Parkı, Ensar Plastik, Karacalar Kereste, Un Fabrikası, Coşkunlar Tuğla Fabrikası gibi yol boyu uzanır.

 

Fakıbeyli levhasını gördüğünüz yerde ve karşısında köyün harmanları yer almaktadır. Karayolu Köyü ve harmanları ikiye bölmektedir. Karayolu ile köy arası tahminen beşyüz metrelik bir mesadir. Köy younun sağında Cinli Bahçeler solunda ise ziraat denen bölgeler yer alır. Meyveleri meşhurdur.

Hikayemizde Fakıbeylinin yol kenarı olmasıyla ilgili. Adı bizde saklı bir tarihçi dostumuz anlattı. Bende sözel tarihin kaydedilmesi, insanların gülümsemesi ve geleceğe taşınma anlamında bu hikayeyi kayda alalım dedik.

Enver Paşa, bir devirde doğuya bir görev için giderken yolu Yozgat'a düşmüş. Burada bir Yozgatlı askerin evinde kalmış. O devirde Yozgatta yol iz zor bulunurmuş. Birde Yozgat tarihinde belki ilk kez bir otomobil geliyormuş.

 Paşa ve maiyetindekiler Yozgat'tan bir akşam üstü yola çıkarlar. Önünde ve arkasında bir koruma birliği vardır. Zorlukla Müslübelen'i geçerler. Çalatlıyı geçerlerken akşam olmuş ve hava kararmıştır.

Mevsim yazmış ve harman zamanıymış. Fakıbeyliler, ötegeçe Fakıbeylideki deyimiyle ötaçe harmanlarda çalışmaktaymış. 

Harmanların altında hikayeleriyle meşhur Cinli Bahçe denen bir bölge vardır. Cin hikayelerini bahçe sahipleri çocuklar meyvelere veya bostanlara zarar vermesin diye anlattığı hikayemidir bilinmez. Ama çocukken cinli bahçeden geçerken gerçekten çok korkar hatta tırsardık. Hele araba bulamadıysanız ve  akşam yolda arabadan inmişseniz cinli bahçelerden geçmeniz gerekir. İçinizde bir korku ve endişe ile oradan "Yallah cinler yallah! Kış kışcinler kışkış" diye dualar ile geçer gidersiniz. Rüzgarın ve ağaçların sesi moralinizi bozar. Kafanızı hiç mi hiç solunuza yani cinlibahçeler yönüne çeviremezsiniz. Köyün girişindeki köprüyü geçince İhsan Sayarın evini görünce içinizden bir "OH!" dersiniz. Artık tüm cinler köprünün ötesinde kalmıştır. Belkide hiç yoktular.

Neyse dönelim hikayemize!

 Akşamüstü bir canavar gözünden ateşler fışkırtarak gelmekteydi. Köylü bir anlam veremedi. Bu ne olabilirdi. Olsa olsa bir cin olabilirdi. Cinler ve ecinniler artık karar vermiş ve Fakıbeylilere dersini vermek için görünmezliklerinden vazgeçip artık görünür olmuşlardı. Gözlerinden ateş saça saça ve kızgınlığa benzer garip bir homurta yada hırıltıyla köylüye saldırmaktaydı. Harmanda çalışanlar bu saldırıyı defetmek için bildikleri bütün duaları okudular ama fayda etmedi. Bu nemenem şey neyse yaklaşmaya devam ediyordu.

Fakıbeyliler boş durur mu? 

 Harmanda çalışmak için ellerinde ne varsa anadut, dirgen, tırmık ve tırpanla "Allah Allah bismillah destur geridur" diye hücum ile ileri atıldılar.

 Enver Paşa Hazretlerinin önündeki askerlerin müdafasıyla karşılaştılar. Şaşkınlıkları birkez daha arttı. Olanlara Paşada bir anlam verememişti."Allah" dedi içinden. "Bu Yozgat'ın garip bir halkı varmış" dedi.

Oysa Köylü bilseydi "Hoşgelişler ola Kahraman Enver Paşa" adlı marş ile mutlaka karşılarlardı. Askerler köylüyü geri püskürttü. Yollarına devam ettiler.

Devletin Paşasına bir hücum olurda devlet işin peşini bırakır mı? Hele bu Enver Paşa gibi hem asker hem saray damadı olursa!

Muhtar ve köylüleri ertesi gün jandarma zorla Yozgat'a götürmüş. Olay soruşturuluryormuş. Herkes Fakıbeylilerin neden Paşaya hücum ettiği meselesinin esasını ve amacını anlamak istemekteymiş.

Jandarma Komutanı sormuş:

Neden Paşa hazretlerine Koskoca Enver Paşa'ya hücum ettiniz bre melunlar? Anlatın bakalım.

 Köy muhtarı:

 Ne Paşası komutan .Akşam olmuştu. Bir anda gözlerinden ateş saçan ve homurdanan cinler köylüye hücum etti. Zaten, büyüklerimiz ve dedelerimiz derdi. Buralar boş değil burada cinler var. Meğer gerçekmiş.Harmanların altı cinli bahçevarın gerisini siz düşünün! demiş.

 Jandarma Komutanı:

Cin insana görünür mü ? Ya siz delimisiniz bu otomobil arabasıdır. Sizin homurtu dediğiniz motor sesidir. Ateş dediğiniz ise gece seyr-i sülük edebilsin diye icat edilmiş ışığıdır.

 Muhtar şaşırdı ve bizimle dalga geçiyor komutan diye düşündü. Sözü alarak muhtar:

Komutan ne arabası. Bizimle matrak geçme. Biz delimiyiz arabaya hücum edelim. Arabaya hücum edilir mi? Arabaysa atlar hani ? Ne çekiyor bu arabayı? Arabasız at olur mu?

 Komutan:

Bu araba, atsız araba. Gavur icat etmiş be adam! Atsız bir araba. Motor denen bir araç ile hareket sağlar.Petrol ile çalışır. Motor çalışınca homurtulu ve gürültülü çalışır. Bu hareket tekerlere verilir ve arabahareket eder.

 Sorguya alınan bir köylü atılır.

 "Peki komutan!Bu cin değildir. Arabadır ama söyle bakalım bu arabayı çeken atlar yok ise öküzler nerde?Öküzleri nereye bağlanız?"

 Tarihçi dostumuza sevgilerimle :)